Bu kampanyalarla evsiz kimse kalmayacak......

Alemdar İnşaat düzenlediği kampanyalarla ilimizde en çok ses getiren inşaat firması olarak dikkat çekiyor. Alemdar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Alemdar konut fiyatlarında şu anda stabil bir ortamın olduğuna dikkat çekerek; “Faizlerin, 6’ncı aydan sonra düşmeye başlayacak olması nedeniyle konut fiyatlarında ciddi bir artış olacağını düşünüyorum. Çünkü bekleyen bir maliyetin fiyatlara yansıtılmaması durumuyla karşı karşıyayız. Onun için önümüzdeki 3-4 aylık dönemde konut almak isteyen ihtiyaç sahiplerinin ev almalarını öneriyorum. Bizde ki imkânlar şu anda bankalarla kıyaslanamayacak ölçüde avantajlı. Devam eden ve bitmiş projelerimizin tamamında bu imkânları sağlıyoruz” şeklinde konuştu.



Abdullah Bey, Türkiye İMSAD Aylık Sektör Raporu'na göre, inşaat sektörünün 2024 yılında ekonomide uygulanan sıkılaşma politikalarına rağmen yüzde 5 oranında büyüme göstereceği öngörülüyor. Raporda, kentsel dönüşüm faaliyetlerinin büyümede etkili olacağına vurgu yapılıyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?


Kentsel dönüşüm çok önemli bir olgu. Etki edeceğini ben de düşünüyorum. Fakat bu büyümenin sadece kentsel dönüşüm ile olacağına inanmıyorum. Türkiye genç nüfusu sebebiyle ciddi anlamda bir konut talebiyle karşı karşıya… Kira bedellerinin yükselmesine paralel olarak özel sektör bu büyümeye katkı sağlayacak. Buradaki finansman ve satıştaki kredi imkânlarının aşılmasına bağlı olarak söz konusu yüzde 5’in üzerine yıl sonu itibariyle çıkma ihtimali olabilir diye düşünüyorum.

Enflasyonist ortam, inşaat sektöründe kendini en çok konuta erişim zorluğu ve fahiş kira artışlarında gösteriyor. Sektör temsilcileri, 2023 yılının zorlu geçtiğini, 2024’e ise daha temkinli baktıklarını belirtiyor. Krediye erişimi önemsediklerini dile getiren sektör temsilcileri, “2024 yılında da arz sıkıntısı yaşanabilir” diyorlar. Buna katılıyor musunuz?


Buna katılıyorum. 2023 yılı sonlarına doğru ciddi anlamda kredili satışlarda düşüşler gözlemledik. Yine aynı şekilde 2024 yılının ilk çeyreğinde de bu süreç devam etti. Konut sektörünün en büyük lokomotif destekçisi kredi. Eğer krediler olmazsa sadece yatırımcı veya peşin paralı müşteriye hizmet ediyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde de kredilerin çok fazla düşeceğini öngörmediğimiz için kredili satışlarda çok fazla bir gelişme olmayacak. Bu durum yine sektörde daralmaya sebep olacak. Sürecin yıl sonuna kadar bu şekilde devam edeceğini tahmin ediyorum.


Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2023 yılı Ocak-Kasım döneminde konut satışları yüzde 14,9 azalışla 1 milyon 87 bin 349 adete geriledi. İpotekli satışlar da yüzde 33,6 düşüş gösterdi. Aylıkta yüzde 68,5 düşüşle adeta sert geriledi. İnşaatın, yaklaşık 250 alt sektörü beslediğini biliyoruz. 2024 yılında satışların canlanması için neler yapılması gerekiyor?


Bunu biz 2023 yılında ciddi anlamda yaşadık ve hissettik. 2024 yılının ilk çeyreğinde de yine aynı süreç devam ediyor. Bu süreçten çıkışın tek bir yolu var. Konut kredisi oranlarının mutlaka düşürülmesi gerekiyor. Bu durum genel faiz oranlarıyla alakalı bir durum. Dolayısıyla politika faizi 6’ncı aydan itibaren tekrar düşmeye başlarsa konut kredilerinde de yıl sonuna doğru ciddi düşüşler olacağını öngörüyoruz. 250 alt sektöre direkt hitap eden bir sektörün mutlak surette desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Hükümetimizin şu anda uyguladığı ekonomi politikasıyla çok uyumlu olmayan bir şey önerdiğimi biliyorum ama bu türbülanstan da çıkmak durumundayız. O yüzden bunun tekrardan gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.


11 şehri etkileyen deprem felaketi, Merkez Bankası’nın faiz politikası ve krediye erişim zorluğu nedeniyle gayrimenkul endüstrisinin, zor bir dönemden geçtiğini gözlemliyoruz. Bu noktada Alemdar inşaat olarak oldukça hesaplı ve son derece nitelikli kampanyalarınız oluyor. Bu kampanyalar hakkında bilgiler verebilir misiniz?


Maalesef geçtiğimiz dönemde çok büyük bir deprem felaketiyle karşı karşıya kaldık. Bu depremin yaraları 2023 yılında bir ölçüde sarıldı. Ama 2024 ve 2025 yılında da bu çalışmalar sürecek gibi görünüyor. Çünkü çok fazla konut açığı var. Dolayısıyla bu durum sektörü ciddi anlamda etkilemiş durumda… Ayrıca politika faizinin yükselmesine ek olarak enflasyonun yüksek seyretmesine bağlı olarak konut kredi faizleri de yükselmiş durumda. Tüm bu koşullara rağmen Alemdar İnşaat olarak 11 yıldan beri yaptığımız sistemi devam ettiriyoruz. Bu sistemde kendi finansman imkanımızı kendimiz oluşturuyoruz. Bize müracaat eden müşterilerimize kendi finansmanımızdan destek sağlayıp onları konut sahibi yapıyoruz. Bizde ki imkânlar şu anda bankalarla kıyaslanamayacak ölçüde avantajlı. Devam eden ve bitmiş projelerimizin tamamında bu imkânları sağlıyoruz. Ev sahibi olmak isteyen vatandaşlarımızı, bize başvurmaları durumunda bilgilendirerek çok uygun şartlarda konut sahibi olmalarını sağlıyoruz…


Yerel seçimler öncesi tüm belediyelerde kentsel dönüşüm faaliyetleri, güçlendirme çalışmaları, deprem ve afetlere hazırlık vaatleri öne çıkarken, hızlanması beklenen kentsel dönüşüm faaliyetlerinin 2024'te inşaat sektörüne 1,5 puan büyüme katkısı sağlaması öngörülüyor. Sektör yetkilileri 2024 yılının son çeyreğinden itibaren sektörün tam anlamıyla ivme kazanıp hareketliliğin pik yapacağını bekliyor. Bu konudaki görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?


Seçim öncesindeki vaatleri, seçim sonrasındaki vaatlerle karşılaştırmak için en önemli kriter içinde bulunduğumuz ekonomik tablodur. Bu açıdan kentsel dönüşüme bu kadar kaynak aktarılabileceğini şahsen düşünmüyorum. O anlamda da bu beklentinin biraz daha düşük seyredeceğine inanıyorum. Bu durum sektördeki büyümeye olumsuz anlamda katkı sağlayacaktır. Benin beklentim; 2024 yılından ziyade 2025 ve sonrasında daha hızlı bir ivme ile yükseliş göstereceği yönündedir…


Eski Cumhurbaşkanlarımızdan Turgut Özal’ın söyle bir sözü var; “Liranızı satın, sermayenize katın.” İnsanların, yatırım yapmak için bir şeylerini satıp, sermayelerine katmaları için uygun bir dönemde miyiz? Bolu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı olarak bu konuda neler söylemek istersiniz?


Özal’ın bu sözünü kendime her zaman şiar edindim. Dolayısıyla bütün krizlerde de onun dediği gibi sermayeye katkı sağlayacak imkânları oluşturabilen firmaların büyüdüğünü ve krizlerden de güçlenerek çıktığını gördüm. Türkiye’nin içinde bulunduğu durumdan dolayı ciddi anlamda yastık altı birikimler söz konusu… Özellikle firmalar bazında bu durum olması gerekenden çok daha yüksek. Neticede her işletmede bir yedek akçenin olması gerekiyor. Şartların vermiş olduğu hissiyatla yedek akçeleri biraz “ abartarak” tutmaya başladık son dönemde… O yüzden yedek akçelerin minimize edilerek sermayeye katılması durumunda kredi kullanım oranlarında da ciddi anlamda düşüşe sebep olacağı için maliyetlerde düşmüş olacaktır. Gerçekten firmaların böyle bir imkânı varsa, bunları piyasaya sürmeleri durumunda; hem ekonomik toparlanma çok daha hızlı gerçekleşir, hem de enflasyon çok daha hızlı bir şekilde düşer. Kredi maliyetlerinden kaynaklanan kayıplarda önlenmiş olur. Yastık altı birikimlerini yıllardır bir şekilde ekonomiye katamıyoruz. Bunun sebebi istikrarsız bir şekilde ilerlemiş olmamızdan kaynaklanıyor. Ekonomide istikrarı sağladığımız takdirde söz konusu birikimlerin ekonomiye katılacağına inanıyorum.


Ekonomide istikrarı yakalama şansımız var mı?


Bence var. Şu anda uygulanan mevcut para politikasıyla önümüzdeki dönemde istikrarın yakalanacağına inanıyorum. Ekonomide istediğimiz enflasyon seviyesine 2026 yılı sonunda geleceğimizi düşünüyorum.


Son olarak vermek istediğiniz mesaj nedir?


Türkiye genç bir nüfusa sahip. Sektör olarak baktığımızda konut ihtiyacımız her geçen yıl daha da artıyor. Dolayısıyla bunu sağlayamadığımız durumlarda kiralara yansıması oldukça olumsuz oluyor. Kiralar maalesef aşırı derecede yükseliyor. Fotoğrafa buradan baktığımızda geçtiğimiz Eylül ayından bu yana konut fiyatlarında stabil yani sabit bir fiyat ortamının olduğunu görüyoruz. Fakat faizlerin Haziran ayından sonra düşmeye başlayacak olması nedeniyle konut fiyatlarında ciddi bir artış olacağını düşünüyorum. Eğer gerçekten konuta ihtiyacı olan ve peşinat verme imkânı olan insanlar varsa bunların mutlak surette önümüzde 3 ay içerisinde bu ihtiyaçlarını gidermelerini öneriyorum. Faizlerin düşmesiyle birlikte konut fiyatlarında en az % 50’lik bir artış olmasını öngörüyorum. Çünkü bekleyen bir maliyetin fiyatlara yansıtılmaması durumuyla karşı karşıyayız. Onun için önümüzdeki 3-4 aylık dönemde konut almak isteyen ihtiyaç sahiplerinin ev almalarını öneriyoruz. Ülke olarak bu ekonomik çalkantıdan çıkmamızın en önemli unsurunun tasarruf olduğuna inanıyorum. Ülke olarak tekrardan tasarruf bilincine dönmemiz gerekiyor. Geçmişte büyüklerimizin yaptığı gibi gerçekten ihtiyacımız olmayan şeylere hiçbir kaynak ayırmadan tamamen üretmeye, ticarete, atılıma ve yatırıma dönüştürme noktasında yeni bir sinerjiyi oluşturmamız gerekiyor. Bu konuda belki de milletçe bir seferberliğe ihtiyacımız var. Buradan Bolu halkına bir ekonomik seferberlik çağrısında bulunmak istiyorum. Tasarruf bilincimizi üst seviyeye çıkaracak çalışmalar yapmamızın ve birbirimizi bu anlamda uyarmamızın yararlı olacağını düşünüyorum. Türk milleti güçlüdür. Her türlü badireden geçmesine rağmen her zaman en kısa sürede atlatmayı bilmiştir. Dolayısıyla önümüzde sürecin çok iyi olacağını düşünüyorum. Yatırımını düzgün yapıp, işine sahip çıkan herkesin önümüzdeki dönemde çok iyi bir şekilde büyüyeceğini vurgulamak istiyorum.